İŞTE HAYATT

18/6/2009 ·

Sonra fark ettim ki; su akıyorrüzgar esiyoryağmur yağıyor...

Her şey yine ve aynı şekilde oluyor...

Öyle bir yere geldim ki; Sıcak ve soğuk aşk ve nefretsavaş ve barış...
Üşümek ve sonra ısınmak gibi...

Gitsem ayrılık olur kalsam çöl...

Gidersem bende hasret olur ve belki beni sevenlerde özler...
Ama anladım ki; özlemden kimse ölmüyor
Ama ben ölüyorum...

Nefes alıyorumönemsiyorum ve gitmek istiyorum...

Anladım ki hasret yeni bir aşka kadar sürüyor...

Sevdiklerim ve beni sevenler
Bağışlayın...
Su akıyor ve ben gidiyorum...

Yorum (yok) Yorum yaz!

BİR GÜN HERŞEY ÇOK GEÇ OLABİLİR .....

18/8/2008 · Kategori: YASAM


Birine sevginizin tümünü sunmak, Asla sizi de aynı şekilde seveceğinin garantisi degildir. Sevgiye karşılık beklemeyin; Sadece sevginin karşıdakinin kalbinde büyümesini bekleyin; fakat olmazsa da, sizin kalbinizde büyüdüğüne emin olun. Birine çarpılmak için bir an yeterlidir, birinden hoşlanmak bir saat, ve birini sevmek içinde bir gün yeterlidir, ama birini unutmak bir ömür sürer.

Görünüşe aldanmayın; kandırıcı olabilir. Zenginliğe aldanmayın; yok olup gidebilir. Sizi güldüren birini seçin çünkü karanlık bir günü aydınlatan şey bir gülümsemedir.Kalbinizi gülümsetebilen birini bulun.

Öyle zamanlar vardır ki, bazen birini öylesine çok özlersiniz ki, onu hayallerinizden çıkarıp, gerçek hayatta kucaklamak istersiniz. Hayal etmek istediğiniz şeyi hayal edin, gitmek istediğiniz yere gidin, olmak istediğiniz kişi olun, çünkü yaşayabileceğiniz tek bir hayatınız var ve tüm bunları yapabilmek için tek bir şansınız.

Sizi tatlı kılacak kadar yeterli mutluluğunuz olsun, güçlü kılacak kadar acı deneyiminiz, insan kılacak kadar üzüntünüz, ve sizi mutlu kılmaya yetecek kadar umudunuz olsun. Daima kendinizi başkalarının ayakkabılarına koyun.Eğer ayaklarınız acıyorsa, o kişininkiler de acıyordur.

En mutlu kişiler, herşeyin en iyisine sahip olanlar değildir, onlar karşılarına çıkan herşeyin değerini en iyi bilenlerdir.

Mutluluk, ağlayanlar, incinenler, araştırma yapanlar, ve çabalayanlar için vardır, çünkü böyle insanlar hayatlarına giren her insanın önemini takdir edenlerdir.

Aşk bir gülücük ile başlar, bir öpücük ile gelişir, ve bir gözyaşı ile son bulur. En parlak gelecek, unutulmuş bir geçmişin üstünde yükselir, geçmişinizdeki kalp kırıklıklarını ve hataları silmezseniz hayatın içinde ilerleme sansınız olmaz.


SEVİN.. SEVİN.. SEVİN.. HİÇBİRŞEYİ VE HİÇKİMSEYİ DÜSÜNMEDEN SEVİN.. SEVGİNİZİ, SEVDİĞİNİZİ ELDE ETMEK İÇİN HER YOLU DENEYİN.
BİRGÜN HERŞEY ÇOK GEÇ OLABİLİR. UNUTMAYIN!



CAN DÜNDAR

Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!

BÖYLE BİR HATA KABUL EDİLEMEZ

17/7/2008 ·

SLM 

Arkadaşlar bugün sizlere içimden geldiği gibi yazmak istedim ösym'nin yaptığı hatalı diploma notu girişleri hepimizi çok etkiledi ve Yarimağan ilk başta : "Yanlış yok, hata yok. Durum, sadece geçiş yılının küçük bir özelliği" dedi. Böyle bir saçmalık olamaz. Sonra bu lafını unutmuş olacak veya bilen birileri uyarmış olacak ki " Hesaplama sisteminin azizliğine uğradık. Düzeltilmesi mümkün deil dedi". Bütün bu açıklamaların ışığında sınava giren 1.504.000 öğrencinin hakkı nereye gider. Bu yıl sınava ben de girdim. gecemi gündüzüme katıp öyle bir çalıştım ki anlatamam bugünkü açıklamada beni ağlattı. Nice gençler gecelerini gündüzlerine katıp gençliklerini yaşayamadan bu yarışa hazırlandılar. Umutları daha çoktu ama puan beklentilerin altında geldi. Şimdi "Oldu bir kere bu bir hataydı dönüşü yok" demek bu kdr kolay mı. Lütfen bu duyarsızlığa bir dur diyelim. Hepinize teşekkür ederim umarım bu soruna el birliğiyle bir çözüm bulabiliriz

Yorum (1) Yorum yaz!

Kırmızı Başlıklı Kız:):):):)

11/7/2008 ·

Kırmızı Başlıklı Kız masalını bir de kurdun ağzından dinleyelim :
Her gün yaptığım gibi ormanı temizlemeye çıkmıştım. Orman benim evim, temiz tutmak da benim görevim. Derken bir kız beliriverdi. Kırmızı başlık ve peleriniyle çok şüpheli bir görünümü vardı. Kimin aklına gelir bu garip kıyafeti giymek. Bir kurnazlık peşindeydi mutlaka. Bir süre dikkatle izledim bu garip kızı. Elinde taşıdığı üzeri örtülü sepette kim bilir ne taşıyordu!.. Yürüyüşü bile normal değildi. Yanına yaklaşıp ne yaptığını sorunca bana büyükannesinin evine gittiğini söyledi ama gel de inan. Yine de bıraktım peşini kendi işime döndüm. Ama aklım o kıza takıldı bir kere... Bir gidip bakayım doğru mu söyledikleri dedim kendi kendime; gerçekten böyle bir büyükanne var mı? Siz olsaydınız gerçekliğini kontrol etmek istemez miydiniz? Orman benim evim. Ben hem ev sahibiyim, hem de diğer orman sakinlerine karşı sorumluyum. Neyse uzatmayayım... Gittim, baktım ve gerçekten bir büyükanne buldum. Sorduğumda evet o küçük kız benim torunum dedi. Ben de sorumlu bir kişi olarak; bu küçük kız yabancılarla konuşulmayacağını öğrenmemiş daha!... dedim ve anlattım küçük kızla karşılaşmamı... Büyükanne de ürperdi ve birlikte küçük kıza bir ders vermeye karar verdik. O yatağın altına saklandı, ben Onun geceliğini giydim, başlığını taktım ve yatağına yattım. Küçük kız birazdan içeri girdi. Seslendi cevap verdim. Ne şaşkın bir çocuk!.. Beni büyükannesi sanıvermişti. Ben benim büyükannemi değil sesinden, kokusundan bile tanırım oysa ki. Neyse bunlar bir şey sayılmaz, daha neler yaptı bilseniz. Kulaklarımın niçin büyük olduğunu sordu. Ne ayıp şey hiç sorulur mu!... Yine de çocukluğuna verip yumuşak bir sesle cevapladım. Seni iyi dinlemek için... Ama bu sefer kalkıp da burnumun niçin büyük olduğunu sormaz mı!.. Küçük kız hiç mi hiç terbiye almamış. Ben zaten burnumu kendime kompleks haline getirdim, öz-güvenim sallantıda. Psikologlar, estetikçiler... Dünya para harcıyorum ama nafile. Yine aldırmamaya çalışırken bu sefer de ağzımın kocaman olduğunu yüzüme vurmaz mı! Tabi ki kızdım, siz olsanız kızmaz mıydınız? O sinirle ayağa fırlayıp peşinde koşturmaya başladım. Birden ne olsa beğenirsiniz! Bir kocaman avcı elinde tüfek kapıdan dalıverdi. Beni seni hain kurt, büyükanneyi yedin değil mi?.. diye suçlamaz mı !.. Halbuki büyükannenin kılına bile dokunmadım, O da saklandığı yerden çıkıp beni korumaya çalışmadı. Malum yaşlılık,kulakları iyi duymuyor. Avcı mahkeme yapmadan infaz kararımı verdi. Tabi ben de adalet bulamayacağımı, hatta canımı yitireceğimi anlayıp pencereden zor attım kendimi. Geçirdiğim büyük korkunun sarsıntısı yetmiyormuş gibi o gün - bu gün ormanda bile yüzümü rahat gösteremez oldum. Adım haine çıktı.
Yeter Artık... Ben Suçsuzum...

Yorum (2) Yorum yaz!

ne kadar da zormuş.......

28/6/2008 · Kategori: ASK DOLU YAZILAR

Ne kadar da zormuş atmak kalbimden seni
Ne kadar da zormuş unutmak bütün geçmişi
Sanki bir geçmişimiz varmış gibi......
Ummak ve unutmak Ne kadar da zormuş

Bilmem biliyor musun ama ben her yerde seni görürken
Her yerde sesini duyduğumu sanıyorken
Her adını duyduğumda hala garip bir sevinçle gülerken
Ne kadar da zor fırlatıp atmak seni kalbimden

Oysa ne garip ki
Kalbimin en güzel köşesine yerleşmen bir saniyeden fazla sürmemişti......
Şimdi unutmaya çalışırken seni
Artık kalbimin bir parçası olduğunu bilmek Ne kadar da zormuş

Ne kadar da zormuş seninle birlikte öldürmek kısacık mutlu geçmişimi
Ne kadar da zormuş unutmak aklımdan bir türlü çıkmayan gülümseyişini
Ne kadar da zormuş sen tam yanımdayken özlemek her bir zerreni
Ne kadar da zormuş atabilmek kalbimden seni......

Ben sensiz geçen her güne lanet okurken
Günler geceler sen olmayınca geçmek bilmezken
Ben hala bir umut geçmişten bir yardım isterken
Aslında benim için hiçbir zaman olmadığını bilmek Ne kadar da zormuş

Seni mutluluğum seni ışığım seni nedenim görürken
Sen birden bire karanlık dünyama bir güneş gibi doğmuşken
Sen tam ben düşerken elini uzatmışken
Ne kadar da zormuş o karanlıklara gömülmek yeniden

Ne kadar da zormuş beni çıkardığın o kuyuya yeniden itmen
Ne kadar da zormuş aramak güneşi gecenin çöktüğünü bilmeden
Ne kadar da zormuş sevmek seni sen hep başkasıyla birlikteyken
Ne kadar da zormuş oyunun bittiğini bilmek sonsuza kadar sürmesini dilemişken

Biliyor musun bu pişmanlık duygusuyla kıvranmak ne kadar da zor!
Biliyor musun her gece yastığının yaşlarla ıslandığını kimseye belli etmemek ne kadar da zor!
Biliyor musun senin başkasına ait olduğunu bilmek ne kadar da zor!
Biliyor musun seni hala bu kadar çok severken seni unutmaya çalışmak çok zor!!!

Bunların hepsinin olmasına benim izin verdiğimi bilmek
Hayatımın en güzel dakikalarını yaşadığım o günü kafamdan silmek
İçim kan ağlarken başkalarını da üzmemek için gülmek
Ne kadar da zormuş seni sevmemem gerekirken seni sevmek

Ne kadar da zormuş aşkınla öyle mutluyken şimdi kahrolmak mahvolmak
Ne kadar da zormuş ben kendimi o büyük sona hazırlarken
O sonun şu an önüme serildiğini anlamak
Ne kadar da zormuş sen hep yanımdayken sensiz olmak


Bilmiyorsun seni ne kadar çok sevdiğimi
Bilmiyorsun senin için neler feda ettiğimi
Bilmiyorsun senin için nelere katlanabileceğimi
Ve bilmiyorsun seni unutmanın seni sevmek kadar zor olabileceğini......

Ama ben biliyorum senin beni hiçbir zaman sevmediğini
Ama ben biliyorum senin için hiçbir şey ifade etmediğimi
Ama ben biliyorum bütün bunlara hiç değmediğini
Bunları bile bile seni hala sevmek ne kadar da zormuş

Keşke söyleseydim sana hemen gözlerimin senden başkasını görmediğini
Keşke izleseydim biraz daha henüz bu kadar canımı yakmazken gözlerini
Keşke bilseydim bu aşkın bu kadar çok acı verebileceğini
Ne kadar da zormuş bir zamanlar beni öyle mutlu ederken şimdi böyle çok ağlatman beni

Zaman geçiyor yelkovan ilerliyor
Ama açılan yaram kapanacağına daha da genişliyor
Hayat neden yine bu kadar anlamsız geliyor
Bütün bir hayatımı kırık bir dala bağladığımı bilmek ne kadar da zor

Uykusuz bir geceye daha "merhaba!"
Güneşsiz bir sabaha daha "merhaba!"
Sensiz bir güne daha "merhaba!"
Ne kadar da zormuş birden bire her şeye demek "elveda!"

Ama artık uykusuz son gecem bu!
Bir gün yine güneşin doğacağını bildiğim ilk gecem!
Sensiz de yaşamaya çalışmam gerektiğini anladığım bütün gecem!
Ne kadar da zormuş ağlamak gülmeyi bu kadar da çok hak ederken!

Bir gece düşer yıldızlar göz yaşlarım gibi
Bir gece kaybolur ay yüreğimdeki bu acı gibi
Bir sabah olur sımsıcak, yaşadığım ve yaşayacağım mutluluklar gibi
Ne kadar da zormuş bu kadar kolayken çok zor sanmak her şeyi!!!!!!

Sevmek mi Zor Yoksa KaVuŞMakMı?

Kalıcı Bağlantı Yorum (2) Yorum yaz!

« Önceki ::